31/03/2026
Prof. Dr. Berrin Yanıkoğlu
Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
Yapay zekânın hayatımızı ciddi şekilde etkilemeye başladığı bir dönemdeyiz. Özellikle üniversite çağındaki gençler ve aileleri için bölüm seçimi artık eskisinden daha zor bir karar ve bu konuda öğrenciler ve ailelerinden çok soru geliyor. Gerçekten de yakın gelecekte bazı mesleklerin ciddi biçimde dönüşeceği, hatta bazılarının ortadan kalkabileceği öngörülüyor. Örneğin otonom araçların yaygınlaşmasıyla taksi, kurye ve dağıtım hizmetlerinde çalışanlara olan ihtiyacın azalması bekleniyor.
Teknoloji sektöründe son dönemde yaşanan işten çıkarmalar ise, bu gelişmelerin sadece rutin veya fiziksel işlere sınırlı olmayacağını gösteriyor. Örneğin ABD’deki bir finansal teknoloji firması yakın zamanda çalışanlarının %40’ını işten çıkarttı ve bunu yapay zekâ ile artan verimliliğe bağladı. Yani yapay zekâ bir mesleği tamamen yok etmese bile, mevcut işin çok daha az personelle yürütülmesine olanak tanıyarak istihdam dengelerini sarsabiliyor.
Birkaç sene öncesine kadar buna ihtimal vermesek de, yapay zekâ “insana özgü” kabul ettiğimiz yaratıcılık gerektiren alanlarda bile müthiş bir gelişme kaydetti. Örneğin yapay zekâ sistemleri dizayn veya beste yapabiliyor, görsel içerik üretebiliyor, hatta sosyal medyada yüksek takipçiye ulaşan “sanal sanatçılar” ortaya çıkarabiliyor. Bu durum bu alanların bile düşündüğümüz kadar “güvende” olmadığını gösterdi.
Peki bu dönemde genelde mühendislik ve özelde bilgisayar bilimi ve mühendisliğini seçmek mantıklı mı, yapay zeka bu meslekleri nasıl etkileyecek? Ben soruya iki aşamalı bakmayı tercih ediyorum.
Kısa vade (5-10 yıl)
Önümüzdeki 5–10 yıla dair pek çok yapay zeka araştırmacısının beklentisi, mevcut yapay zeka teknolojilerini — özellikle farklı alanlarda geliştirilen temel modelleri — kullanarak, insanlığın önemli sorunlarına çözümler geliştirileceği yönünde. Bu çerçevede, akıllı ve hızlı simülasyon modelleri ile küresel ısınmaya yönelik çözümler ve geniş veri ve bilgi havuzlarından yararlanarak yeni ilaç tasarımları, yapay zekanın önemli katkılar sunabileceği en kritik problemler arasında yer alıyor.
Öte yandan, bir diğer önemli araştırma hattı ise yeni nesil yapay zeka modellerinin geliştirilmesi, mevcut modellerin daha ileri seviyelere taşınması ve bu sistemlerin güvenli ve etik prensiplerle yönlendirilmesi.
Kendi çalışma alanımdan örnek verecek olursam, yapay zeka destekli medikal sistemlerin mamografi veya dermoskopi görüntülerinde kanser tespit başarısı ortalama doktorun başarısını geçmiş durumda; bu da kanserin büyük hassasiyetle çok erken safhada yakalanması ve tedavi şansının önemli ölçüde artması anlamına geliyor. Bu alandaki zorluklar ise, disiplinler arası iş birliği ile büyük ölçekli veri toplanmasını ve halen gelişmekte olan açıklanabilirlik ve güvenilirlik boyutlarını iyileştiren yeni modellerin geliştirilmesini gerektiriyor.
Bu tabloya bakıldığında, bugün üniversitede farklı bölümlerde okuyan öğrencilerin yapay zekanın temellerini ve uygulama yetkinliklerini öğrenmesi ve disiplinlerarası çalışmalara katılması, onlara heyecan verici ve yüksek etki potansiyeline sahip fırsatları yakalama konusunda önemli avantaj sağlayacaktır.
Bununla birlikte, öğrencilerin teknoloji dışındaki ilgi alanları da bu fırsatları yakalamada önemli bir avantaj sağlayabilir. Spora, sanata veya finansa ilgi duyan bir mühendis, bu alanlarda çok disiplinli çözümler geliştirilmesine öncülük edebilir. Benzer şekilde, sosyal ve beşeri bilimler de yapay zekâ destekli bir geleceğin şekillenmesinde yol gösterici bir rol oynayabilir.
Son olarak, dijital platformların ve yapay zeka sistemlerinin artmasıyla birlikte, etkili iletişim kurabilme, farklı disiplinlerden insanlarla birlikte çalışabilme ve karmaşık fikirleri açık bir şekilde ifade edebilme gibi sosyal becerilerin de iş ilanlarında şimdiden daha fazla arandığı gözleniyor.
Orta-uzun vade (YGZ ve sonrası)
Daha uzun vadeyi düşündüğümüzde, özellikle yapay zekânın daha genel ve insan benzeri yeteneklere (yapay genel zekâya) ulaştığı bir dünyanın bugünden çok farklı olacağını söylemek yanlış olmaz. Bu dönüşümün zamanlaması ve kapsamı belirsiz olsa da, yönünün bu doğrultuda olduğu görülüyor.
Bugün bile kod yazmayı bilmeyen kişiler, sadece istediklerini tarif ederek yapay zekâ sayesinde bir yazılım veya ürün ortaya çıkarabiliyor. Bunun sonucunda yazılım mühendisleri daha üst düzey problemlere odaklanırken, kodlama bilmeyen kişiler de bu alanda fırsat yakalayabiliyor. Benzer gelişmelerin hukuk, tıp, ekonomi ve finans veya iletişim gibi alanlara da yansıması beklenebilir. Ama orta-uzun vadede, söz konusu dönüşümün yalnızca farklı iş alanlarında verimlilik artışıyla sınırlı kalmayacağı ve bugün insanların yaptığı pek çok işin “akıllı” robotlar tarafından yapılacak olması olası görünüyor.
İnsanın yapay zeka sistemleri içindeki rolünün şekilleneceği bu dünyayı şu anda net olarak öngörmek mümkün değil; ancak bu farklı dünyada da, iyi eğitimli, değişimlere ayak uydurabilen, eleştirel düşünebilen, sağduyulu kararlar verebilen ve sosyal becerileri güçlü insanlara ihtiyaç olacağını söyleyebiliriz. Bu açıdan, “hangi bölüm” değil, “hangi yetkinlikler” sorusu daha anlamlı.




